Şükür ve Sakınma

Elindeki çizgilere baktı. Her elde yerleri değişen çizgiler… Son dönemlerde eklenen yeni ara çizgiler olduğunu fark etti, bunlar çocukken yoktu emindi. Elinde yeni fark ettiği çizgileri bir süre incelemek istedi. Özellikle parmak uçlarındakilere baktı, sonra fark etti ki baş parmağı ile diğer parmakları arasında bir fark vardı. Bu parmağın yönü diğerlerinden farklı idi ama yine de ekip olarak diğer parmaklara hep kritik yerlerde yardımcı olan bir parmak idi. Baş parmak olmasa ne olurdu?  Diğer parmaklar öksüz kalırdı, dedi kendi kendine.

Sonra pencereden dışarı baktı, bahçede dut ağacının cama doğru uzanan dalında yaprakların arasında bir serçe gördü. Gülümsedi, anne serçenin yavru serçenin ağzına ufak bir yiyecek verişine şahitlik etmesi hoşuna gitti. İhsan, serçelere bakarken bir an hayattaki amacını düşündü. Sonra içinden gidip bir namaz kılmak geldi. Şükretmesi gerektiğini düşünmüştü. Şükürlü olmayanın teşekkürü de olmazdı çünkü. Namazını kıldı, geldi. Güzel bir kahve yaptı, televizyonu açıp bir şeylere bakmak istedi. Sonra yüzünü buruşturdu. Neyden kaçıyordu?

Bir ay önce patronu işi iflasın eşiğine getirmişti. Tekstil sektöründe onunla beraber 12 yıldır çalışıyordu. Daha önce de batma tehlikesi yaşamışlardı ama bu seferki çok kuvvetliydi. Nasıl işin içinden çıkacaklarını bilmiyordu?                                                                              

Derin düşünmek acı veriyordu. Çünkü her düşündüğünde patronunun acınası hali gözünden gitmiyordu. Kendisi aşırı duygusal bir karaktere sahip değildi. Hayata gerçekçi bir bakış açısı ile bakardı çoğu zaman, hatta patronu onu bu yüzden işe almıştı. Kendisinin işinde riskli hamleleri yapma konusunda sınırlarını belirlemesine, İhsan yardım ediyordu. Sanki patronuna sadece akıl veren değil de onun hamle yaparken sınırlarını korumada yardımcı olan biri idi İhsan. Patronu da ona sadece bu konuda değil, işlerin yönetiminde, takibinde verdiği destek için emeğinin karşılığını hep verdi. Hatta arada onu ikramlardı. Bazen yıllık iznini uzatır, ek primler verirdi. 12 senede onlarca firmayla çalıştılar ve kendi işlerinde büyürken de hep ihtiyaçlarını dikkate alarak, gelecek hedeflerinde aceleye gelmeden hareket ettiler. Yüze yakın çalışanlarının eve ekmek götürmelerine vesile oldular. Aslında bu sürecin yürümesinde, İhsan patronunun aşırılığa meyledebileceği yerlerde sakınmasına yardımcı oluyordu. Kontrolsüz risk alımlarından sakınmak bunlardan sadece biri idi. İhsan da işinde hep samimi idi. Sürece girerken neye niyet etti ise ona göre davranırdı, işteki toplam faydaya odaklanırdı. Yapılacak bir hamlenin ön değerlendirmesini, artılarını eksilerini yaparak, ön girişimlerini başlatarak hep sürecin yönetiminde düzenleyici bir mekanizma oldu. Özetle İhsan, işe konulan emniyet subabı gibi bir görevi vardı. Bu durumdan memnundu ama patronunun da bir gün o olmasa nasıl yapar kısmını düşünmüyor değildi.

Bu sefer ise konu farklıydı ve durumu geç fark ettiği için de çok üzülüyordu. Patronu ile on iki yıldır beraberdi, bu kadarını yapmaz diye düşündü. Hayatında risk almayı severdi ama ölçülü olarak hamle yaptığında, karşılığını da hayat zaten veriyordu çok sevdiği patronuna. Ama bunu beklemiyordu. Patronu sanal kumar bağımlısı olmuştu ve 2 ay içinde iflas edecek bir boyuta gelecek kadar borçlanmıştı. Aslında bir şeyler sezmişti İhsan, işe uykusuz geldiği oluyordu. Bazen aşırı mutsuz, aslında neşesi az, bazen ise olduğundan daha neşeli olabiliyordu. Son bir ayda işleri önemsemediğini ve elinden telefonu bırakmadığını fark etmiş ve patronuna serzenişte de bulunmuştu ama olmadı. İflas kapıda idi.

Elindeki çizgileri, parmaklarını, baş parmağını, patronunu, kendisini, işini, hayatı düşündü. 12 yıl… Yeni bir işe başlamak… Belki başında biraz  zorlanabilirdi ama sonrasında çok zorlanmayacağını hissediyordu. Patronunun baş parmağı gibiydi, o da onu beslemeye vesile olan ebeveyni gibi. Patronunun hazlarına yenik düşmesi ile iş yaşamında sürekli risk almada kendisini sınırlaması için var olma sebebini bir arada düşündü. Patronunun bu konuda bir türlü sakınmada ustalaşamamasını düşündü.

İhsan’ın fark ettiği şeylerden biri de şu oldu ve geç fark etmesine hayıflandı. Patronu iyi bir aile, iyi bir işi olmasına rağmen mutlu olamıyordu. Yaptıkları iyi işler ile tatmin olamıyordu. Hep daha fazlasını istiyordu, her haftanın belirli olmayan bir gününde bir sabah uzun uzun sohbet ederlerdi. Patronunun ulaşılması güç hayalleri vardı ve kısa sürede gerçekleştirmek istiyordu. İhsan ne kadar işin gerçeğini anlatsa da patronu bu hayallerden vazgeçemiyordu. Sonra düşündü, insan hayallerini bile kurarken iyi düşünmeli. Hiç aklına gelmemişti. Sonra tekrar iç dünyasına daldı, hayali fazla, tatmini az…sonra bir parça daha geldi, teşekkürü vardı, ama karşısı tatmin olsun diye vardı. Çünkü teşekkür edenin yüzünde az da olsa bir tebessüm, hafif pozitif bir enerji olurdu. Düşündü, belki de şükrü azdı. Sonra tekrar hatırladı kalbinde, şükrü az olanın, teşekkürü olmazdı.

Serçenin dili olsa konuşurdu, önce şükreder sonra teşekkür ederdi. Baş parmak da diğer parmaklarda dilleri olsa konuşsalar, önce şükreder sonra teşekkür ederlerdi. Bir şeyin var olması ve ona verilmiş hareket özelliği, ihtiyacını karşılaması, yaşamına devam etmesi bile şükretmesi için yetmez miydi? Sonra bir gerçeği daha kendi içinde onayladı, kaliteli bir teşekkür, kaliteli bir şükür olmadan olmuyor. Hayallerde, düşüncede, eylemde, niyette, iletişimde, ilişkide kalite… Şükür olmadan olmuyor. Şükür olmadan insan tatmin olma hissine bile uzak kalıyor, neşeli, mutlu olamıyor. Şükürsüzlükten sakınmak…Bildiğimiz ticarette değil, belki bir çok ticarette yani ilişkilerde..

İhsan bu acı olayın içinde bir kez daha şükretti. Kime mi?

İçindeki gerçekliği ona gösterene…

“Şükür ve Sakınma” için 2 yanıt

  1. HGG avatarı
    HGG

    Ne güzel bir söz ‘Aşırıdan sakınmak’…
    Aşırı isteklerden, aşırı hayallerden, hep daha fazlasını istemekten sakınmak…
    Bunun için de şükür gerekiyormuş…
    “Şükür olmadan insan tatmin olma hissine bile uzak kalıyor”…

    Loading spinner
  2. RÖ avatarı

    ‘Kaliteli bir teşekkür, kaliteli bir şükür olmadan olmuyor.’ Bunu anlayınca neden ettiğimiz teşekkürden çok daha fazla şükretmemiz gerektiğini de anlıyor insan. Öylesine değil, gerçekten samimi bir teşekkür için önce şükretmeli, şükretmesini bilmeli.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner