TİCARETTE BAŞARININ SIRRI

Mehmet ticarete gireli birkaç yıl olmuştu. Artık daha oturmuş bir sistemi daha işleyen bir ticareti vardı. Çok kalabalık oluyordu dükkanı, sabahtan başlayan bir yoğunluk akşama kadar devam ediyordu. Ama kendisi de memnundu bu koşturmacadan çünkü severek yapıyordu işini.

İnsanın hayatında eğilimine göre meslek seçmesi ve işini severek yapması çok kıymetliydi.

Bazen müşterilerden onun sabrını sınayanlar olsa da sabırlı olup yönetmeye çalışıyordu ticaretini. Ama bazen aklını kurcalayan komşuları oluyordu. Neden bu kadar çok insanla uğraşıyorsun ki? Akşama kadar 50 kişiye ürün satıyorsun yaptığın kar çok değil. Ama bunu toplu olarak satmış olsan hem daha az kişiyle uğraşmış olursun hem de bu küçük küçük gelen müşterilere uğraşmamış olursun diyorlardı. Hakikaten böyle miydi ticaretteki sır? Biraz yol almaya başlayınca beni bir yerlere getiren o küçük küçük kazanç getiren müşterileri bırakmak mıydı doğru yol? 2-3 tane baba müşteri bulsa, 50 kişiye sattığından daha fazlasını satsa hem çok yorulmayacaktı hem de daha çok kar edecekti.

Galiba Mehmet’ de günümüzdeki birçok insanın istediği gibi kolay yoldan çokça para kazanmanın yolunu arıyor gibiydi. Hem daha az kişiyle uğraşırım hem de çok müşteri ile uğraşmadan kar etmiş olurum. Ama müşteriyle ilgilenmek ve o müşteriye kendisini iyi hissettirmek ticaretteki önemli püf noktalarından birisiydi. Çünkü ticaret bir ihtiyaç karşılama ise bende karşıdaki insanın ihtiyacını karşılamak için lehine olduğunu gösterirsem eğer o zaman başarıl oluyordum. Çünkü her insan ihtiyacını gidermek için geliyordu o dükkana.

Ama ben insanlarla uğraşmaktansa 2-3 müşteriye bel bağlarsam eğer o zaman ticaretim farklı bir yol almaya başlıyor. Mehmet bunu yapmaya başladığında gelen müşterileri çok azaldı, dükkanındaki hareket azaldı, hareket azalında kendisini iyi hissetmiyordu. Kasadaki parası ve finans durumu da artık zora girmeye başlamıştı. Çünkü gelen müşterilerden az az paralarını tahsil edip geçimini çok kolay hallediyordu. Şimdi 2-3 baba müşteriye yüklü mal verdi evet kulağa hoş geliyor ama adamlar ödeme yapmayınca bütün sistemi aksamaya başlamıştı.

Az olanın bereketi daha fazlaydı, çünkü artık o büyük baba müşterilerin esiri olmuştu. Onlar üret diyor üretiyor, şu fiyattan vereceksin diyor. Yeri geliyor zararına vermek zorunda kalıyordu çünkü bütün sistemi onlara göre ayarlıyordu. Ama bu durumdan memnun değildi. Eski günleri özlemeye başladı.

Neden yaptım ki bunu? Güzel akan bir ticaretim varken neden o müşterilerin davranışlarına kapris yapıp 2-3 kişiye bel bağlamış oldum ki diye düşünüyordu. O zamanlar neden şükretmedim ve daha büyük işlere kalkıştım diye kızıyordu kendisine.

Çünkü; Şükür zamanında şikayet etmek kadar insanı bereketsizleştiren bir şey yoktu.

Müşterilerini özlemişti Mehmet, onlara neden yanlış davrandığını düşünüyordu. Çünkü o dönemde malını satmak için müşterileri azarlamaya, terslemeye başlamıştı farkında olmadan. Ama önemli bir detay vardı orada.

Müşterilere malınızı satmak için, müşterilerin yaptığı davranışların her birini yüzüne vurmaması gerekiyordu. Müşteri o anda patavatsızlık yapsa bile, her patavatsızlık yaptığında ona o anda sana terbiyesizlik ettiğini hissettirmemesi gerekiyordu. Çünkü müşteriyi tutacak sır buralardaydı.

Anlamıştı artık ticaretteki sırların nerelerde gizli olduğunu. Hatta dükkan açıp kapatan bir çok arkadaşında bu hataların olduğunu fark etmişti. Artık kendisi başarının sırrını bularak ticaretine devam etmeye karar verip tekrardan müşterilerini kazanmak için yola koyulmuştu bile…

“TİCARETTE BAŞARININ SIRRI” için 6 yanıt

  1. HGG avatarı
    HGG

    Ticarette büyük müşterilere sahip olmakta bir sakınca yok…

    Sakınca, sadece birkaç ‘büyük’ müşteriye bel bağlayıp ‘küçük’ müşteriler ile ‘uğraşmamak’.

    Sırf yolun karşısındaki holding için kurulmuş bir catering firması düşünün. Holding plazayı 200 km uzağa taşıyınca catering firmasının da işi bitiyor.

    Ticarette ‘küçük’ ama sürekli kazandıran kazançlara yönelmek çok kıymetli…

    Loading spinner
  2. ABDULLAH CERİT avatarı
    ABDULLAH CERİT

    Dış dünya beklentisi uzun vadede her zaman kaybettirir.

    Loading spinner
  3. ABDURRAHMAN BALCI avatarı
    ABDURRAHMAN BALCI

    bereketin nerelerde gizli olduğu çok kıymetli…

    Loading spinner
  4. ALAADDİN SADIKOĞLU avatarı
    ALAADDİN SADIKOĞLU

    Genel olarak günümüz insanının mantığı bu: az müşteri, az yorgunluk, çok kâr. Ama 50 küçük müşteri 50 ayrı damardır; biri tıkansa da diğerleri akar. 2-3 büyük müşteri ise tek atardamara bağlanmaktır ve o durunca her şey durur. Mehmet önce müşterisini değil, şükrünü kaybetti. Elindekini küçümsediği an, elindeki de küçülmeye başladı. Ticaret mal satmak değil, insan biriktirmektir. Ve insan toptan alınmaz; tek tek kazanılır.

    Loading spinner
  5. Orhan avatarı
    Orhan

    Her çok azdan meydana gelir sözünün güzel bir açıklaması olmuş.Günümüzde çok yaptığımız hatalardan birisi daha fazlasını isteyip elimizdekiyle mutlu olamamak.

    Loading spinner
  6. ABDULLAH CERİT avatarı
    ABDULLAH CERİT

    ”Şükür zamanında şikayet etmek kadar insanı bereketsizleştiren bir şey yoktu”

    Bana şu çıkarımı çağrıştırdı.
    Şükrü olmayanın teşekkürü para etmez.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner