ÇOK AZ SERMAYE ÇOK FAZLA TEMAS

ÇOK AZ SERMAYE ÇOK FAZLA TEMAS

ÇOK AZ SERMAYE ÇOK FAZLA TEMAS

3 dk okuma
1 tepki

Ufak yaşına rağmen birçok işi kendisi yapmaya çalışıyordu Ali. Annesi dokuma tezgahında halı, minder dokuyor o da satmaya gayret ediyordu. Babası ilkbahardan sonbahara kadar elma bahçesiyle uğraşıyordu. Kazandığı ile sekiz kişilik ailesinin geçimini sağlamaya çalışıyordu.

Dokunan halıları her hafta kurulan pazara götürüp satıyordu Ali. Annesi satarken dikkat etmesini, karşıdakini yanıltarak veya kandırarak satış yapmamasını sıkıca tembihliyordu.

Aradan birkaç sene daha geçmişti. Artık kazandıkları para aileye yetmemeye başlamıştı. Başka yerlere gitmek biraz daha fazla para kazanmak gerekiyordu.  Akrabaları yakın illere gidiyor oralarda satış yapıyordu. Ali’de ailesiyle istişare edip başka şehirlere gitmeye karar verdi. Gitmeden önce komşularına da haber verdi. Birkaç komşunun da halılarını aldı. Dayısıyla beraber katırlara halıları yükleyip yola çıktılar.

İlk defa köyünden bu kadar uzaklaşmanın verdiği heyecan ve tedirginlik içinde kalacakları yere ulaştılar. İlk gittikleri yer bir handı. Katırlardaki halıları teker teker odalarına taşıdılar. Sabahın ilk ışıklarıyla beraber hanın duvarlarına halılarını astılar. Yaşı küçük ama omuzlarında ki yükü ve sorumluluğu büyüktü. Bütün ailesi ve komşuları ondan kârlı bir ticaretle dönmesini bekliyorlardı. Yanında gittiği akrabasının refakatinde elinde ki halıların çoğunu sattı. Güzel ve karlı bir ticaret olmuştu. Onu en çok mutlu edense, ticaretle ilgili birçok şey öğrenmiş olmasıydı. Bu yolculukta gelecekle alakalı birçok karar aldı.

Dayısı ona ticaretle, insani ilişkilerle, günlük hayatla ilgili birçok şey öğretmişti. Bildiği şeyleri açıklıkla net ve samimi şekilde anlatması onu çok etkilemişti. Kendisi de anlatılanları gerçekten öğrenmek için dinlemiş ve öğrendiklerinin faydasını orada kaldığı kısa sürede bile görmüştü. Bu yaptığı ticaret çok küçük bir sermayeyle başlamamıştı. Çok fazla ticari kârı da yoktu ama manevi olarak çok şey öğrenmişti. Bu da gelecekte yapacağı kârlı ve helal ticaret için çok güzel bir tohumdu.

Aradan uzun ve yorucu yıllar geçti. Ali artık kendi sermayesiyle, seyyarlıktan kurtulup sabit kalacağı bir halıcı dükkanı açtı. Küçük, samimi, sevimli, dayısının tabiriyle kutu gibi bir dükkandı. Burada ustasından öğrendiklerini kararlı bir şekilde hayata geçirdi. İlk önce en büyük kardeşini yanına aldı. Ona, iyice bildiklerini öğrettikten sonra başka bir ile gönderdi. Sonra sırayla ve sabırla diğer kardeşlerini aldı. Akrabalarından aynı anda üç dört kişiyi yanında çalıştırdığı oldu. Artık orası bir dükkan olmakla beraber çıraklık okulu vazifesi de yapıyordu. Gelenler birkaç sene çalışıp başka yerlerde dükkan açmak için müsaade istiyorlardı. O da seve seve kabul ediyor ve çok mutlu oluyordu. Hatta toptancılardan rahat mal alabilmeleri için referans mektubu bile veriyordu. O zamanlar bankalar ve kredi kuruluşları olmadığı için güven esaslı ticaret yıllarıydı. Bu referans mektubuna sahip olabilmekte çok kıymetliydi.

Yanında çalışanlara ve yeni dükkan açacaklara kendince edindiği ve faydasını gördüğü tecrübelerini aktarırdı. Bunlar çok küçük gibi görünen ama çok etkili olan şeylerdi. Kendince bulduğu ve ticaretin ana yasaları dediği şeylerdi. Bunlardan birkaç tanesini çok sık söylerdi.

Ömrünün sonuna geldiğinde yaklaşık otuz çırak yetiştirmişti. Ülkenin dört tarafında ektiği tohumlar bugün birçok yerde boy vermişti. Yetişen her tohumda kendine pay olduğunu biliyordu. Kendisinden sonra da bu tohumlar başka tohumlara vesile olacaktı. Hayatı boyunca bildiği doğruları yaşayarak gösterdi. Ondan geriye kalan ticari yasaları;

- Ufak sermaye ile işe başlayın.

-Azın her zaman bereketi vardır.

-Sabah güneşle beraber güne başlayın.

"ÇOK AZ SERMAYE ÇOK FAZLA TEMAS EDER." Sloganıyla çalıştı.

İnsan hayatında ticaret yaparken, çırak yetiştirirken , bir hamlede bulunurken doğru tohumu atabilmeli.

Yani ne ekersen onu biçersin denir ya hayır yolunda tohum toplamda kazanca, hayırsızlık yolunda tohum anlık kazanca gider.

İnsan sonuç odaklı davranıyor ama başlangıçta az olanı kabullenmek gerekir.

İş kurarken az sermaye ile hareket edebilmek. Tavsiye edilen kapıdan girebilmek ve küçük adımlarla hareket edebilmek.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

Toplam 1 tepki

Yorumlar (2)

  • HGG dedi ki

    4 Ekim 2026

    Ali'nin ilk yolculuğu az kâr getirdi ama asıl sermayeyi orada biriktirdi: öğrenmeyi. Demek bazen kasan boş döner de dağarcığın dolu döner, ve esas kazanç odur...

    Başlığın sırrı da bence şu: az sermaye insanı mecbur bırakıyor çok temasa. Çok para, temasın yerini doldurup ustayı tembelleştirir. Azlık, bereketi temasta arattığı için bereketli.

  • Orhan dedi ki

    13 Ekim 2026

    Bugün bir çoğumuz çıraklığa çok yüksek paralarla başlıyoruz ve sonuç hüsran oluyor.İnsan kazandıkça harcamayı öğrenmeli.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.