AKILLI MI KURNAZ MI?

İnsan neden kaybeder, hiç düşündün mü ?

Yada kim kaybetmeyi seçerdi, yaptığı seçimlerin oraya vardığını bilse ?

İnsanlar varoluş itibariyle akıllı canlılardır…

Akıl yani kazanç sistemi…

Organizmayı zarardan uzaklaştırıp faydaya yakınlaştıran zihinsel aplikasyon…

Akıl bileşenin ana özelliği sürekli daha kârlı olana odaklı şekilde çalışmasıdır. Yani 2 seçenek arasında hangisi daha doğru ise otomatik olarak onu seçme eğilimi gösterir. Aslında mantıken aklın varlığı kişiyi yanlış seçimler yapmaktan tümüyle men etmeli. Bu vesile ile de kişi asla başarısız olmamalı. Fakat hayatta insanlar bazen başarılı olur bazen başarısız. Hatta dünya genelinde bakıldığında başarısızlık oranı başarı oranı ile kıyaslandığında başarısızlık daha fazladır.

İnsanlar genel itibariyle planladıklarına ulaşamayan bu sebeple hüsranda olan yani hayal kırıklığı yaşayan canlılardır.

Peki aklın varlığına rağmen ne olur da kişi yanlış seçimlerde süreklilik sağlayarak başarısız olur?

Hayatın ilginç yanlarından birisi, seçeneklerin anda sunduklarıyla toplamda verdikleri arasında zıtlık olmasıdır.

Yani bir şey anda keyif veriyorsa toplamda rahatsız ederken, anda rahatsız ediyorsa toplamda keyif verir.

Örneğin; kişinin canının çok çektiği o tatlıyı gece yarısı yemesi ona keyif verse de akabinde alacağı kilolar ve yaşayacağı sağlık problemleri onu rahatsız eder.

Veya zıttında kişinin anda acı çekmesine sebebiyet veren kas geliştirici ve yağ yakıcı sporsal faaliyetler akabinde kişinin gelişmesine ve daha sağlıklı olmasına sebebiyet verdiği için toplamda onu hoşnut eder.

İşte akıl, yeterli ilme ve ölçü parametrelerine sahip olmadığında hatalar yapmaya başlar. Hayatı Daha ziyade anlık değerlendirmeye başlar. Anda verilenle toplamda ulaşılan arasında zıtlık olması sebebiyle de ana konsantre olanlar toplamda kaybetmeye mahkum olur.

İşte akıllı ve kurnaz kişi arasındaki fark budur.

Akıllı, toplamdaki çıkarına odaklı demektir…

Kurnaz, anlık çıkarma odaklı demektir…

İki eğilim de kendi çıkarlarını gözetirken birisi anda yaptığı fedakarlıklarla toplamda galip olur. Diğeri ise anda eli sıkı olarak hoşuna gittiği şekilde yaşayarak toplamda mağlup olur.

Ticaretin ana stratejilerinden birisi, toplamda galibiyet için anda gönüllü mağlubiyet. Yani fedakar olmak. Doğru yerde doğru fedalarla o fedadan kar elde etmek…

Peki nedir fedakarlığın hayat içerisindeki değişmez kuralları ?

Bölüm 2’de görüşürüz…

“AKILLI MI KURNAZ MI?” için 2 yanıt

  1. HGG avatarı
    HGG

    Akıl toplamda kârlıyı seçecek şekilde kurulmuşsa, insanı yanıltan aklın kendisi değil, baktığı ufkun darlığı (yada yanlış yöne bakması :)) oluyor demek… Kurnaz da hesap yapıyor aslında, akıllı da; ikisi de “kârlı olanı” seçiyor. Fark, terazinin hangi vadeye kurulduğunda…

    Çırak, ustanın “bunu şimdi yapma, beklet” dediği yerde çoğu zaman bir mağlubiyet görür. Eli boş kalır, sabreder, içten içe “ben olsam satardım” der. Oysa usta anı değil mevsimi okumaktadır. Beklettiği o mal, elden çıkarılmadığı için değer kazanır. Çırağın “kayıp” sandığı, ustanın ektiği tohumdur.

    Anda tatlıyı yiyen dilinde bir haz taşır ama bedeni borca girer; anda o tatlıdan sakınan bir an buruk kalır ama toplamda hafifler. Ticaret de böyle sanırım… Anda kaybetmeyi göze alamayan, toplamda kaybetmeyi göze almış oluyor farkında olmadan.

    En çok da şuraya takıldım: kurnaz, kaybetmeyi seçmiyor aslında, kaybettiğini görmüyor. Çünkü terazisinde “toplam” diye bir kefe yok. Belki de asıl akıl, o ikinci kefeyi kurabilmektir.

    Fedakârlığın kurallarını da merakla bekliyorum… Bölüm 2 için şimdiden tezgâhı hazırladık 🙂

    Loading spinner
  2. ABDULLAH CERİT avatarı
    ABDULLAH CERİT

    İnsanların anlık hazlarına düşkünleşmeye kolay meylettiği, kurnaz olmadan yapamadığı, bu ahvale kolay meyillendiği dönemde işin özünü anlatan iyi bir yazı..

    İnsanın akıl üzerinden toplamda kazanca adanabilmesi için amacına dair netlik gerekiyor, amacı net olmayan ona göre niyetinde net olamıyor, hedefleri olsa bile samimi olamıyor. Niyetinde yeterince net ve kapsayıcı olamayan da ona uygun karar ve ardından davranış enerjisi üretemiyor. Niyette net ve kapsayıcılık.. Yüksek ölçülü ön görü, fedakarlık + bunların ardında gelen duygusal pasiflikte derinleşme..Üzerine bir de sabır kapıda ve ardından dirayet yine bir sonuç.. sonra yeni bir döngü

    Ticarette insan nihai amacını bilmeden hareket ediyor ise sonucun önünde sebebe uzun vadeli odaklanması kolay değil, çeldiricileri fazla.. Her halukarda olayın düğümü amacın ne olduğu ve ona olan yüksek sadakatta gizli gibi duruyor.

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner