”Erken Gelen Teklif”
Fırsat Değil Fırtınadır
Ticarette en tehlikeli durum panik değil, para cazibesidir. Kontrol edemediğin duygun senin düşmanın oluverir.
Özellikle ilk başladığın zamanlarda gelen ilk para, ilk satışlar, ilk teklif istekler. Bizi şaşırtır ve zihnimizi olduğundan büyük bir başarı hikâyesine inandırır. “Demek ki oldu” düşüncesi, kontrolsüz büyüme isteğini tetikler. Fiyat kırılır, risk büyütülür, maliyet hesabı ikinci plana atılır.
Oysa ilk kazanç, sürdürülebilirliğin kanıtı değil; yalnızca bu tedbirlerin artması gerektiğinin işaretidir. Kazanma heyecanı, stratejinin önüne geçtiğinde kazanç değil, körlük üretir.

Tahta köprüden o yükle geçemezsin.
Yeni bir imalatçı vardı. Küçük ama düzenli üretim yapıyor, az kazanıyor ama zamanında kirasını ve maaşları ödüyordu. Bir gün karşısına dev bir sipariş çıktı.
Şehrin en büyük firmalarından biri onunla çalışmak istiyordu.
Sipariş, atın boynuna takılan altın bir yük gibiydi. Parlıyordu, gurur veriyordu.
Genç imalatçı düşündü:
“Bu köprüyü geçersem artık büyük oyuncuyum.”
Ama köprü tahtadandı ve dardı. At ise henüz gençti. Yük arttıkça adımlar ağırlaştı.
Yeni makineler alındı, borç yapıldı, kapasite zorlandı. Üretim yetişmedi, tahsilat gecikti.
Bir sabah muhasebeci sessizce söyledi:
“Bu ay maaşları ödeyemiyoruz.”
Genç imalatçı o an anladı:
Köprü büyümeden yük ağır gelecekti.
Altın hâlâ parlıyordu, ama ne atın dizleri ne köprünün ayakları taşımıyordu yükü.

Ticarette mesele büyük yük taşımak değil, taşıyabileceğin yükü bilerek yürümektir.
“Erken Gelen Teklif” için 3 yanıt
-
“Kontrol edemediğin duygu, senin düşmanın oluverir.”
Bu cümle gerçekten serlevha olmayı hak ediyor. Çünkü ticaret, çoğu zaman sandığımız gibi sadece akıl işi değil; aksine, duyguların disiplin altına alınabilmesidir. Öfke yanlış karar aldırır, hırs gereksiz risklere sokar, korku fırsat kaçırır. Dengeyi kuramayan ise sürdürülebilirlikten uzaklaşır.
Türkiye’de şirketlerin büyük kısmının ikinci kuşağa geçememesi ya da geçse bile uzun ömürlü olamaması (ortalama yaşam süreleri kurulduktan sonra 30 yıl), yalnızca strateji ya da finans eksikliğiyle açıklanamaz. Asıl kırılma noktası çoğu zaman insanın kendisidir: ego, güvensizlik, kontrol arzusu, iletişimsizlik… Hepsinin kökünde ise yönetilemeyen duygular yatar.
Kısacası, ticaret sadece para değil; karakter işidir. Ve karakterin en kritik sınavı, duygularını yönetebilme becerisidir. -
Hayatın her alanında olur gibi ticarette de böyle ” Kontrol edemediğin duygu, senin düşmanın oluverir.”
İnsan duygularını kontrol edemediğin de isindeki denge, ilişkilerindeki denge, aile düzenindeki denge… hiç fark etmiyor hepsi bozuluyor
-
Öte yandan eğer böyle olmasa idi, insan bedeni de her yaşta her ağır yükü kaldırabilir güçte olurdu. Demek ki önce kısıtlı imkan+ imkana uygun bir iki tık üstü bedel sonra kişiyi bekleyen uygun ve hatta ikramli hakediş.
Bir yanıt yazın