Fırsat Değil Fırtına

”Erken Gelen Teklif”

Fırsat Değil Fırtınadır…

Ticarette en tehlikeli durum panik değil, para cazibesidir. Kontrol edemediğin duygun senin düşmanın oluverir.

Özellikle ilk başladığın zamanlarda gelen ilk para, ilk satışlar, ilk teklif istekler. Bizi şaşırtır ve zihnimizi olduğundan büyük bir başarı hikâyesine inandırır. “Demek ki oldu” düşüncesi, kontrolsüz büyüme isteğini tetikler. Fiyat kırılır, risk büyütülür, maliyet hesabı ikinci plana atılır.

Oysa ilk kazanç, sürdürülebilirliğin kanıtı değil; yalnızca bu tedbirlerin artması gerektiğinin işaretidir. Kazanma heyecanı, stratejinin önüne geçtiğinde kazanç değil, körlük üretir.

Tahta köprüden o yükle geçemezsin;

Yeni bir imalatçı vardı. Küçük ama düzenli üretim yapıyor, az kazanıyor ama zamanında kirasını ve maaşları ödüyordu. Bir gün karşısına dev bir sipariş çıktı.

Şehrin en büyük firmalarından biri onunla çalışmak istiyordu.

Sipariş, atın boynuna takılan altın bir yük gibiydi. Parlıyordu hem çekiciydi hem de gurur veriyordu. Şan, şöhret, güç hepsi duygularını coşturmaya yetecekti.

Genç imalatçı düşündü: “Bu köprüyü geçersem artık büyük oyuncuyum.”

Ama köprü tahtadandı ve dardı. At ise henüz çok gençti.

Ne uzun yol tecrübesi vardı ne de artan yüke direnci. Yük arttıkça adımlar ağırlaştı.

Yeni makineler alındı, borç yapıldı, kapasite zorlandı. Üretim yetişmedi, tahsilat gecikti.

Bir sabah muhasebeci sessizce söyledi: “Bu ay maaşları ödeyemiyoruz.”

Genç imalatçı o an anladı: Benim at henüz ayakta ama  köprü büyümeden yük ağır gelecekti.

Altın hâlâ parlıyordu, ama ne atımın dizleri ne de köprünün ayakları taşımıyordu yükü.

Ticarette mesele büyük yük taşımak değil, taşıyabileceğin yükü bilerek yürümektir…

“Fırsat Değil Fırtına” için bir yanıt

  1. esat çabuker avatarı
    esat çabuker

    Hem ticarete hem ilişkilere çok güzel bir örnek gerçekten

    Loading spinner

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner