GERİ DÖNÜŞÜM

Hayat, insanı bazen hiç istemediği yerlere sürükleyiverir…

Tıpkı bir çöpün serüveni gibi… Farklı duygu ve düşüncelere kapılır insan…. Bir kenara atılmış, fonksiyonunu yitirmiş, kimsenin yüzüne bakmadığı ve en acısı da kendi gözünüzde bile hükmünü kaybetmiş bir “atık” gibi hissedilen dönemler… Aslında hayatın en büyük kırılma eşikleridir buralar…. İnsan, kendisini bu evrelerde yersiz, yurtsuz ve değersiz hisseder. Oysa doğanın büyük mucizelerinden olan geri dönüşüm, tam da bu bitiş noktasında başlar.

Bir atığın yeniden kıymetli bir kaynağa dönüşmesiyle, bir insanın hayatını toparlayıp küllerinden doğması, aynı evrensel yasaların işleyişidir…

Bir atık, geri dönüşüm tesisinin kapısından içeri girdiği an, süreç onun için hiç de konforlu başlamaz. Eğer o atık, yeniden değer kazanacak bir sürece girmişse, zorluklar onu karşılar. İlk aşamada büyük bir baskıyla, yüksek sıcaklıklarla, parçalayıcı bıçaklarla ve ayıklanma sancılarıyla karşılaşır. Üzerindeki kirlerden, geçmişin kalıntılarından arınması için hırpalanması, preslenmesi ve adeta eriyerek eski formunu tamamen kaybetmesi gerekir. Bu aşamalar, sürecin en zorlu, en sancılı ve bedeli en ağır evreleridir. İnsan da böyledir…

Hayatını düzeltmeye, o savrulmuşluktan kurtulup kendini yeniden inşa etmeye karar verdiği anlar gibi… Karşısına hemen peşi sıra engeller, eski alışkanlıkların ağırlıkları ve içsel baskılar çıkıverir. Bu baskı, yolun hayırsız olduğunun değil, aksine insanı yetiştiren ve dönüştüren hayırlı bir sürecin başladığının ilk alametidir.

Geri dönüşümü sağlamayacak yollar ise insanı yanıltıcı bir kolaylıkla karşılar. Hiç bedel ödemeden, hiçbir acı çekmeden, eski kirlerinden arınmadan bir anda parlayıverilen yollar, tatlı yemlerden ibarettir. O süslü ve zahmetsizce elde edilen geçici başarılar ve mutluluklar, çöpü kıymetli bir değere dönüştürmez. Yolun sonuna gelindiğinde insanı başlangıç noktasından çok daha derinlere sürükler.

Gerçek bir geri dönüşüm hikayesinde ise acı ve zahmet öne çekilmiştir. O yüksek sıcaklıklara, baskılara ve ayrışma sancılarına göğüs geren atık, sürecin sonunda artık bir çöp olmaktan çıkar. Üretimin can damarı olan, el üstünde tutulan kıymetli bir ham maddeye dönüşmüştür.

Kendini yeniden inşa eden insan da bu zorluk dönemini atlattıktan sonra karşılaşır asıl istediği şeylerle. Öngörülemeyen kalıcı bir başarı… Derin bir iç huzur… Ve hakiki bir neşe… Artık o, sağda solda göz ardı edilen değil, birilerinin kıymetlisidir.

O sebepledir ki, hayatımızı toparlamak için harekete geçtiğimizde konforumuz bozulmuyor, her şeyi zahmetsizce ilerletiyorsak, o sahte parıltı sadece az bir süre sonra son bulacak…

Harekete geçtiğimizde üzerimizde büyük bir baskı hissediyor, zorlanıyor ama içten içe artan ümit ve neşe sarıyorsa bizi, işte o süreçte ısrar etmelidir…

Dönüşümün hayırlısı, seni yıpranmış formundan koparırken canını yakar… Fakat sürecin sonunda seni paha biçilemez bir cevhere dönüştürür…

Kendini bir atık gibi hissettiği an insan, o dipten çıkmak ve hayatını bir dengeye oturtmak istiyorsa, durduğu yerde artık beklemeyi bırakmalı değil mi?

Kaderine doğru kararlı bir adım atmak…

İşte hayatın seni yeniden değerli kılması için atacağın o ilk adıma, geri dönüşümün ön hamlesi denir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading spinner